Lexy Bandera, masanın altına gizlice uzandı, gözleri aşkla parıldarken Charles Dera’nın pantolon fermuarını indirdi. Elinin dokunduğu sıcak, şişkin yarağını dışarı çıkardı birden, teni terden ıslanmıştı. Ağız sulandıran o pembe baş, hemen Lexy’nin diline değdiğinde içindeki hayvani arzu kabardı. Dudaklarını sıkıca kapattı, dişlerinin arasından hafifçe geçirdiği o kalın kökü emmeye başladı usulca ama kararlı. Hırıltılar ve boğuk homurtular yükselirken masanın altında Lexy’nin seksi hareketleri iyice hızlandı.
Her seferinde daha derin çektiği yarağını yutkunmasıyla beraber Charles’ın içi titredi, dizleri hafifçe bükülüp vücudu gerildi. Lexy’nin dili her kıvrımı itinayla dolanıyor, dengesiz nefes alışları arasında amcığın pembe başını yalayarak inletti onu. Parmakları çabucak çözülen pantolonun cebinde geziniyor, hızlıca göğüslerini sıkarak kendini de gaza getirmeye devam ediyordu. Masanın üstündeki partiler farkında olmadan aralarındaki bu gizli oyuna kaptırmıştı kendini.
Bir an geldi ki Lexy yarağı tamamen ağzına aldı; yumuşacık sırtıyla masaya yaslanıp başını hafifçe geri attı. İçerideki sıcaklık ve sıkıştırma hissi onun için tam bir zevkti; ağzının içinde büyüyen sertlik karşısında vücudu titredi durdu. Charles da artık kendini tutamaz haldeydi; nefesi kesilmiş, yumruklarını sıkmıştı masaya dayadığı elleriyle. Daha fazlasını isteyen o deli kadının ağız hareketleri beynini uçuruyordu resmen.
Sonunda dayanamadı, en derin ve hızlı folloşu yaparken sertçe orospu dudaklarının arasındaki kökü köklediğinde ortalık adeta yanmaya başladı. Lexy de gürültülü inlemelerle nefesini keserken amcığını emip yutmayı bırakmadı bir an olsun. O anın zirvesinde kaskatı olmuş yarak uzun uzun kasıldı amcığında ve sonra sonunda patladı; sıvıları boğazından aşağı akarken ikisi de susturulamaz bir hazla donup kaldılar masanın altında…
