Odanın havası ağır, içten gelen bir arzu ve kirli fantezinin kokusuyla doluydu. Sarışın milf öğretmen Kenzie Love, büyük göğüsleriyle masanın kenarına yayılarak dikkatleri üzerine çekiyordu. Uzun bacakları, kalçasının kıvrımlarıyla birleşip adeta kurbanını çağırıyordu. Johnny Love, gözlerindeki ateşi gizlemeye çalışsa da kaşlarının çatılması her şeyi ele veriyordu. İlk hamleyi o yaptı; adımlarını hızlandırıp Kenzie’nin beli sarkık ipliklerle kaplı mini eteğine uzandı, orada sakladığı amcığını çıkarırken dudaklarını ısırdı.
Kenzie, hafifçe başını geri atıp nefesini tuttuğu an, Johnny’nin dili amcığın dibine indiğinde bütün bedenini bir elektrik gibi sardı. Ağzında dönüp duran sertliği yavaşça emmeye başladı; sesi kısıldıkça boğazına kadar inen o geniş dil hareketi onu delirtti. Ağzından köpükler gelene dek sakso sürdü, Johnny de bu hakareti hazmetmek zorundaydı. Ardından dizlerinin üstüne çöktü; öğretmenin kalçası yukarı kalktı ve o büyük poposu karşısında alabildiğine heyecanlandı.
Hızla anladı ne yapacağını: Elini kalçalarının arasına geçirip parmaklarını amcığın içine soktu. “Ahhh,” diye inledi Kenzie kısa bir süre sonra kafasını aşağı indirdi ve sert şekilde dayandı arkadan gelenin hırçın köklemesine. Doggy pozisyonunda kalçasıyla ritim tutuyordu; her kaliği ayrı bir gökyüzüydü onun için ve bu kutsal mekânı cennetine çevirmek istiyordu adam. Her şiddetli sokuşta amcığı daha derine açılıyor, seslerini daha yüksek çıkarıyordu.
Johnny arkasında yumruğunu sıkarken, “Seni nasıl inleticem bilirsin,” diye homurdandı. Kadın nefesini kesmişti ama vazgeçmiyordu; kocaman göğüslerini sallayıp yerinde zıplara dursun adam yavaş yavaş azdırıcı ritmini arttırdı. İçeri boşalacağı an geldiğinde Kenzie’nin çığlıkları odanın duvarlarında yankılanıyordu: “Aaaah! Götümü kopar lan!” diye bağırıyor, her sikik dalgasıyla kaslarını sıkarak zevkten kuduruyordu.
Sonunda Johnny sertçe çöktü kadının dibine; içinden taşan sıvısını en derinlere bırakırken ikisi de titreyerek yere yığıldılar. Odaya yayılan terin tuzu-biberi gibi şaşırtıcı fahişelik ve gerçeklik arasında kaybolmuşlardı; tanrıların bile kıskanacağı kadar kirli ve coşkulu bir geceydi bu…
