Madridli ateşli Mila Marx sırılsıklam olup kuduruyor

0 views
|

Mila, Madrid’in kavurucu sıcaklığında incecik siyah elbisesiyle odaya girdiğinde havada elektrik gibi bir gerilim yayıldı. Teninin her kıvrımı gözler önündeydi; ince ter damlaları nazikçe omuzlarından süzülüp göğüs ucuna doğru kayıyordu. Gecenin suskunluğunu bozan tek ses, derin nefes alışları ve ortamı dolduran arzu dolu beklentiydi. Mila’nın bakışları, karşısında duran adamın yarakına kilitlenmişti bile; odanın içine sinmiş bu ateşli hava, aniden patlayacak bir volkan gibiydi.

Adamın sertliği belli ediyor, sabırsızlığını gizleyemiyordu. Mila dizlerini hafifçe kırıp yere çömeldi, dudaklarını yumuşacık yarak başına sardı. Dudağının ıslaklığı ve diliyle yaptığı ağır ağır gezinmeler, adamın nefesini kesiyor, bedenini titretiyordu. Yarağın sertleşmesini izlerken gözlerini kocaman açmış, içindeki o deli arzuyu bastırmaya çalışıyordu ama nafileydi. Odamızda yankılanan hırıltılar ve Mila’nın boğazından çıkan ıslak yutkunmalar her şeyi daha da körüklüyordu.

Sonra hızını artırdı; sakso ustalığıyla adama öyle bir dayadı ki, adamın bacakları titredi. Mila’nın ağzının içinde yarak canlı bir varlığa dönüşmüş gibiydi; emişleri dayanılmaz derecede sert ve doyurucuydu. Dizlerinden destek alarak kalktı çabucak, karşısına dikildi. Elini beline koydu, sıkıca tuttuğu amcığını derinlemesine içine aldı. İnip kalkışları öylesine vahşi ve kontrolsüzdü ki ortam yanıyordu resmen; koparacakları anın eşiğindeydiler.

Nihayet adam dayanamadı, ellerini sıkıca Mila’nın saçlarına geçirdi, kafasını ritmine uygun şekilde yönlendirdi. İçine boşaldığında Mila bütün vücuduyla onu içine çekti; tatlı acıyla dolu inlemeleri duvarlarda yankılanırken ikisi de sonunda patlama noktasına vardı. O gece orada sadece seks değil, hem bedenlerin hem ruhların yakıldığı kıvılcımlarla örülü saf bir kökleme yaşandı; kimse hiç unutamayacağı kadar yoğun ve kirli…