Öncelikle oda karanlıktı, ama genç Asyalı folloşun gözlerinde yanan o ateşi fark etmek kolaydı. Küçücük bedeni, incecik kemikleriyle alay edercesine narin görünüyordu; ama içinde sakladığı hırçınlık ve arzuyla bir anda her şeyi altüst etmeye hazırdı. İlk başta utangaç bakışlarıyla yaklaşırken, adamın sert nefesi ensesine değiyordu. Yumuşacık dudakları usulca, hatta biraz çekinerek açıldı ama içinde patlayacak fırtınanın habercisiydi bu. Adamın parmakları itinayla onun dar amcığını yokluyor, yavaş yavaş genişletiyor; minik bedenindeki kaslar istemsizce kasılıyor, kıvranıyordu.
Derin bir nefesle adamın kara yarığını içine çektiğinde, yüzündeki o masumiyet ani bir dönüşüm geçirdi. Artık sadece uysal bir folloş değil, kendini köklemeye açmış bir arsızdı. Sikiş sertleştiğinde, adam kıçını kavrayıp tüm gücüyle dayadı içeri doğru; genç kızın ince beli ezilirken çıtırtılar yükseldi odanın dört bir yanına. Her inleyişi ve çığlığı araya sıkışan acıyla karışıktı ama aynı zamanda bağımlılık yaparcasına tatmin ediciydi. Amcığını zorlayan parmaktan sonra dalga dalga gelen kükremeler kalbini parçalıyordu.
Köklüyor adam, bastırıyor genç kızın belini yere göğe sığdırmayacak şekilde. İçinde kıyamet kopuyordu sanki; anüsünün duvarları dilim dilim açılırken o da hem acıyı hem zevki aynı anda yaşıyor gibiydi. Her seferinde daha derine geçip yavaşça geri çekiliyor adam; ta ki nefsinin son damlası namusunu kirletene kadar… Sonunda kaskatı olan yarak fırlatırken genç kızın yüzü köpürdü orgazmla; ağzından çıkan hırıltılar amcığının içinde yankılanıyordu. Odaya yayılan ter kokusu ve dolu dolu inlemeler arasında ikisi de birbirlerine saplandılar, artık tamamen teslim olmuşlardı bu vahşi oyuna.
