Arwen Gold, cılız bir odada kıvrak vücudunu sergilerken, içindeki vahşi arzuların alevi gözlerinden fışkırıyordu. Ellerinde tutup yavaşça ısıttığı oyuncak, amcığını iyice tedirgin edecek kadar sertleşmişti bile. Parmaklarının ucu oyuncanın ucunda gezinirken, nefesi kesilmiş gibi hızlı hızlı soluyordu; her hareketiyle teninin sıcaklığı odanın havasını daha da ağırlaştırıyordu. Kendi ellerini izlerken yüzünde beliren o sapıkça gülümseme, içinde patlamaya hazır bir volkan olduğunu ele veriyordu.
Oyuncağı ağır ağır amcığını buluyor, içine doğru bastırırken hafifçe inliyor, bedenini yaylıyormuşçasına geriyordu. Arwen’in bütün vücudu kasılıyor, anlık acı ve zevk karışımı bir hisle titriyordu. Oyuncak derinlere ilerledikçe, dudakları hafifçe aralanıyor, gözleri kapanıyor ama içinde fırtına kopuyordu. Bu kadar yoğun bir dayamanın altında durmak kolay değildi; her hamlede amcığına saplanan plastik parça onu delirtiyordu.
Ellerini kalçalarından yukarı kaldırıp göğüslerine götürüyor, meme uçlarına sert sert dokunuyordu. Oyuncağın verdiği boşluğu kendi elleriyle doldurmaya çalışırken çıkardığı sesler odaya yayılıyordu; “Hahh… böyle… daha derine…” diye inliyordu kendi kendine adeta yalvarırcasına. Sonra oyuncağı çıkarıp saksoya geçiş yaptı; dudaklarıyla hızlanarak köklemeye başladı kendi yarağını. Azgınlığın doruk noktasıydı bu anlar; sesleri artık tamamen kontrolsüzdü.
Parmaklarını amcığının üstünde gezdirip sürtünmeyi artırdıktan sonra tekrar oyuncayı içine soktu. Nefes nefese kalmıştı artık ama direnmiyordu; tam aksine kendini bırakıyor, köklemenin getirdiği sancılı hazla deliriyordu. Sonunda bütün vücudu kasıldı ve ardında köpüren bir titreşim bırakarak alçaldı yere doğru… Saçlarının arasında fırlayan ter damlalarıyla birlikte orgazmın şiddeti etrafındaki her şeyi sarstı. Arwen Gold’un sınır tanımayan tutkusu orada, oracıkta patlamıştı.
