Victoria, gözlerinde ateşle odaya girdiğinde bütün havayı birden değiştirdi. Mavi gözleri cesaret ve arzu doluydu; dudakları hafifçe aralık, vücuduysa baştan çıkarıcı bir davet gibiydi. Yanağındaki ter damlası bile onun ne kadar aç olduğunu ele veriyordu. Karşısındaki adamın bakışları hemen yere kaydı ama o durmadı, inatla kalbine doğru bastırdı adımlarını. Dudaklarından çıkan ilk cümle sertti; meydan okurcasına, sanki “gel gel” diyordu tüm hareketleriyle. Ellerini beline koyup hafifçe eğildiğinde amcık kıllarının arasından incecik nefesi geçerken adamın yarak ucu kabardı bile.
Az sonra yerdeki sandalyeye oturdu, bacaklarını geniş açıp ona davetiye çıkardı. Adam terlemeye başladı, elleri kaskatı kesildi ama Victoria ona asla acımadı. Sabırsızca çekti kendine doğru, sert bir dayama ile yaramazca yamulttu dudaklarını kendi yarak ucuna değdirirken dilini soktu aşağı yukarı. O anda adamın göbeğine vururcasına köklediği yarak içeri tam yerleşti; sesleri odada yankılanmaya başladı. Her kökleme sert, her inletme daha derin, daha tatsızdı. Victoria amcığını sıkıca kavradı; nasıl da ısırıyordu derinlerden gelen hazza karşı koyamaz haldeydi.
Adam son hamlesini yaparken Vic tosun gibi bacaklarını daha da sardı üstüne; amcıktan akan sıvılarla birbirlerini ısıttılar iyice. Sonunda yumruk kadar büyük boşalmasıyla birlikte yatağa yığıldılar; hiçbiri bitmesini istemedi bu cahilce şiddetli sevişmenin. O an hissettiği yoğun zevkle beraber en kurnaz arzularına teslim oldu Victoria Snow’un meydan okuyuşu…
