Üstü çıplak, kızgın bakışlarıyla odaya hâkim olan folloş, içinde tutamadığı arzusuyla yatağın köşesine çömeldi. Amcığını diken gibi diken eden yarak hemen onun içine dalmak istiyordu; kafasında tek bir düşünce vardı: bu amcık parçasını nasıl daha sert, daha hızlı sikebilirim? Kızın yüzündeki acı ve zevk karışımı ifade, onu azdırıyordu. Kadının iki bacağını açmasıyla zırt diye içine girdi; o an amcığını tam yerleştirdiğinde karşısındakinin titremesiyle kendini kaybetti. Yalancı utangaçlığın ardına saklanmış ama aslında deli dolu olan o am, her saniye köklemeye daha da cevap veriyordu.
Yumruğunu sıkarken adamın sesi yükseldi: “Daha hızlı!” diye bağırdı, hafifçe sertleşen kıçıyla kadının çürüğe dönmüş amını dağıtmaya başladı. Kadının nefesi hızlanıyor, çenesinin altındaki ter damlaları omzundan aşağı süzülüyordu. Garip bir şekilde utanç ve istek arasında gidip gelen kadın artık dayanamaz hale gelmişti; bedenini çaresizce adamın sert darbelerine bırakıyordu. Adam ise dizlerinin üstünde duruyor, ayakta kalmaya çalışıyordu; gövdesini öne eğdiğinde göğüsleri yukarı kalkıyor, boğazdan gelen hırıltılı nefesleri odada yankılanıyordu.
“İnlet bakalım!” dedi adam öfkeyle, ardından o pisliği tamamen içine boşaltana kadar köklemesini sürdürdü. Her defasında amcığın derinlerine işleyen o kalın yargıcın şiddetli hareketleriyle beraber kadın ya inledi ya da korkunç acıyla ağzını yumdu. Sonunda doruk noktasına ulaşan adam top gibi kasılırken kendi içine fırlattığı sıçkıyı hissedince gözlerini kapadı ve yavaşça gevşedi. Kadın ise yorgunluktan bitap düşüp alttaki battaniyenin içine büzüldü; ama aklı hâlâ yaşananların sarkık tutkusu ve hazdan kırılan sesindeydi. O gece bedeni delik deşik edilmişti ama ruhu da aynı oranda kirlenmişti; içindeki en karanlık arzularla yüzleşmişti sonunda.
