Önce elleriyle amcığını deli gibi okşadı, parmaklarını içine sokarken aldığı her hazda sesi yükseldi. İri yarak gözüne çarptığında dudaklarını ısırdı, o koca kökü içine sokma fikri bile aklını uçurmuştu. Masanın üstüne yattı, kalçalarını kaldırıp sırtüstü pozisyon aldı; sırılsıklam olmuş amcığını önüme doğru açtı. Yarağımı onun amcığına dayadım, sertçe bastırdım. İçeri girdiğim an yüzündeki acı ve zevk karışımı ifadeyi izlemek nefis bir histi. Amcığını sıkıca kavramıştım; girmeye devam ettikçe yüzü kıvrılıyor, inlemeleri odanın duvarlarında yankılanıyordu.
Azgınlığı doruktaydı; kukusunu çileden çıkaracak şekilde hızlı ve derin kökleme hareketleri yaptım. Her sapladığımda leğen kemiğinin altına kadar ulaşıyordum, içinde kıvranırken sesi boğuk bir şekilde kasılıyordu. “Daha hızlı! Yoksa çıldıracağım!” diye bağırdı, yanağından süzülen terle birlikte amcığının daralmasından dolayı acısı iyice belirginleşmişti ama vazgeçmiyordu. Kalçalarıyla beni kendi içinde daha derine çekiyordu; biz tam bir çıldırıktık.
Hareketlerim daha da sertleşti, amcığını ince ince çizerek ve kabuğunu yalayarak onu delirttim. Parmaklarımı koynuma götürüp onun ıslaklığını aldım, burnunun dibinde amına sapladım tekrar tekrar. Koku ve tat birbirine karışmıştı; nefes nefese kalmıştık ikimiz de. Sonunda dayanamadı, dizlerini yan tarafa açtı, o anın içinde tamamen teslim oldu. Karnına doğru yüklenip bağıra bağıra orgazm olup yatağı sırılsıklam etti.
Yarağımı çekip son darbeyi vururken kendini tamamen bana bıraktı; yeri geldi ağzıyla emdi beni, yeri geldi elleriyle kendini savurdu oraya buraya… Bitmek bilmeyen bu sikis fırtınası sonunda bizi ikimizi de yakıp kül ettiğini hissettim. Kan ter içinde kalmış bedenlerimizin arasında sadece hırçın bir hırs ve delirmiş bir haz vardı artık.
