Oturduğu sandalyede elleri telaşla yatağın kenarına dayanmıştı. Gözleri dolgun dudaklarından yayılan nemle parlıyordu, nefesi düzensiz ve ağırdı. Kendi kendine fısıldadığı küfürler, içindeki pis arzunun bir dışavurumu gibiydi. Parmakları kıvrılarak sutyeninin içine daldı; göğüs uçlarını sıkarken titremesi giderek arttı. O an içindeki cehennem alevlenmişti, yaramaz düşünceleriyle kendi amcığını kaşırken yüzünde acayip bir haz ifadesi belirdi.
Ellerini aşağı indirip pantolonunu açtı, avuç içleriyle hızlıca orayı okşamaya başladı. İki parmağını amcığına götürüp bastırdıkça bacakları aralandı, bedeninin her hücresi onun için yaratılmış gibi hissediyordu bunu. Sıkıştırdığı yarak şişkinleşti, kaygan ter damlaları omuzlarından süzülüyordu. Ağzından çıkan ahlar odayı dolduruyor, kendini gitgide daha çok kaybediyordu bu iğrenç hazda. Bir yandan kendi amcığını sıkar, diğer eliyle sakso yapıyor; hızını artırıp kendini deli gibi inletiyordu.
Kalçasını kaldırıp arkaya doğru esnettiği anda parmaklarını derinlere soktu, boşluğunu tırmalayan hareketler bedeninde elektrik etkisi yarattı. Her anın şehveti büyüyor, kendi ellerinden akan salyalarla bedenini ıslatıyordu. Gözlerini kapatıp nefesini keserken boğazından gelen iniltiler yükseldi; kafasını geriye attığında karnından gelen o dövme gibi titreme bütün varlığını sardı. İnatla devam ettiği kökleme sonunda kontrolünü tamamen yitirmişti.
Sonunda patlama oldu; vücudu kasıldı, avuçları yaraktan kopacakmışçasına sıkıştı. Bütün yükü üzerindeydi şimdi, zihni bulanık ama zevkten çılgınca bağırıyordu kendi adını ve lanetli arzularını. Ter içinde kalmış bedeni yere doğru çökerken bir kez daha derin bir inleme patladı; o iğrenç sikişin son damlasını saçarken gözleri kitlenmiş ve ruhu darmadağın olmuştu artık. Tam anlamıyla kendisini teslim etmişti bu boktan şehvete…
