Diane, ipeksi tenine yapışan ince saten çarşafların arasında nefesini kesercesine uzanıyordu. Gecenin karanlığında süzülen bakışları, odanın loş ışığında birer alev gibi yanıyordu. Dudakları hafif aralanmış, içindeki kıvılcımı dışarı vurmak istercesine titriyordu. Ellerini vücudunda gezdirirken, kendini tamamen kaybettiği o anlarda bedeninin her kıvrımı ayrı ayrı haykırıyordu; sakso ve sıcaklığı daha fazla erimeye bırakmıyordu.
Bir anda kapı aralandı ve o sert, acımasız dokunuşlar başladı. Diane’nin sırtına inen güçlü parmaklar, tenini çizerek birer iz bırakıyor, onu içine doğru büküyordu. Kendi isteğiyle açtığı bacakları arasında kayıp giden yarak, soğuk havada bile kızarmış amcığını delirtiyordu. Erkek adımını hızlandırdı; sertçe dayandı içine doğru. Her kökleme hareketi Diane’nin bağrında yankılanıyordu. Gözlerini yumup dişlerini sıktığı belirsiz bir an vardı ki içinde patlamaya hazır volkan gibiydi.
Sikmenin ritmi gittikçe ağırlaşıyor, o ipeksi çarşaflar altında nefessiz kalmış bedenler şiddetle çarpışıyordu. Diane’nin amcığı her girip çıkışta daha da ıslanıyor, sanki son damlasına kadar delicesine emilmek istiyordu. Kasıldıkça kasılıyor, göğüsleri kabarıyor ve çatlamaya hazır mıknatıslar gibi üzerine çekiliyordu adamın elleri ve dili. Oyun büyüdükçe büyüyor; iniltisi duvarlarda yankılanıyor, tabuları paramparça ediyordu.
Sonunda gelen o patlama… Amcığını delip geçen vajinanın içinde yayılan zevk dalgasıyla birlikte Diane çıldırmışçasına iniltiyi bastırıyor; içten içe yanarken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Adama son kez sımsıkı sarılarak onu kendi içine gömerken nefesi kesiliyor, adeta hayatının en vahşi anını yaşıyordu. İki bedenin birbirine geçişi tamamlanırken, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı; sadece ham tutkuyla yanıp kavrulan iki yaka kalacaktı geride…
