Incecik bedeniyle Lorena Hidalgo, sahilin kavurucu güneşi altında adeta bir ateş gibi parlıyordu. İspanyol annesinin minicik figürü, yazın kavurucu sıcağında incecik sütyeni ve dar tanga mayosu içinde eriyordu. Teninin altındaki her kas, azgın bir arzuya davet çıkarır gibiydi; göğüslerinin hafifçe yükselip alçalışı, sıcak deniz havasıyla daha da baştan çıkarıcıydı. O küçük tepecik göğüsleri, sanki dokunsan patlayacak gibi dolgun ve diri duruyordu. Kalçasının yuvarlaklığı, kısa mayosunun sınırlarını zorluyor; minik kıvrımları keskin hatlarla belli ediyordu.
Lorena usul usul mayosunun üstünü indirirken, çıplak teni sahildeki kumları bile kıskandırıyordu. Göğüslerinin üzerindeki ipeksi deri ışıldıyor, küçük memesini lezzetli bir meyve gibi sergiliyordu. O küçücük memeler parmakların arasında ezilmeye hazırdı sanki. Ardından kalçasını geriye atıp kıvrılan baldırlarını gösterirken, o sıkı poposundan yayılan kabarıklık izleyenlerin aklını başından alıyordu. Dudakları hafifçe aralanmıştı; oradan yükselen nefes kesici hırıltılar sanki amcığına yaklaşan birinin sesiydi.
Bir an durdu ve elini yavaşça oraya götürdü; kendi kendini okşayışında o minicik saksoyu sımsıkı tutup sert sert sıktı. Parmaklarının hareketiyle amcığını gerdirirken yüzündeki ifadeden fırlayan arzuyu görmek mümkün değildi ama vücut dili her şeyi anlatıyordu; içindeki gaddar tatminsizlik kabarıyor, tam bir çıldırmışlıkla harekete geçiyordu. Gözlerini kapatıp kendini tamamen boşalmaya bırakırken, adeta kendini oyuna verip aşktan delice nasıl doyacağını biliyormuş gibi davranıyordu.
Sonra tamamen soyunup çıplak kalan Lorena’nın minicik bedeninde her hat keskinleşti; o küçük göğüsler dikleşip kalktı, poposu sıkı sıkıya yanlarında duruyordu adeta kökleneceği anı bekler gibiydi. Kumlarda diz çöküp öne doğru eğildiğinde amcığı tüm açıklığıyla görülebiliyordu; parmakları arasında oynattığı yarak canavarca hareketlerle hızlanıyor ve inlemeleri sahil boyunca yankılanıyordu. Kendi eliyle verdiği köklemenin sonunda tüm huzursuzluğu patlayarak boşalmıştı; sıcak boşalımı tenine bulaşıp orada karınca yürüyormuş hissi uyandırıyordu.
Lorena Hidalgo’nun plajdaki bu vahşi oyunu tam anlamıyla sapıkça derecede doyumsuz ve acımasızdı; minicik bedeninden taşan şehvet dalgaları sahilde yankılanıyor, oradakileri esir ediyor gibiydi.
