Üzerinde dar siyah elbiseyle, minicik Tina’nın bakışları ilk başta masum görünüyordu ama altında fırtına kopuyordu. O güzel küçük bedenini sarmalayan kıyafet, incecik beliyle birlikte yarak kokan bir davet gibiydi. İçeriye girer girmez yavaş yavaş yaklaştı ona, dudaklarından çıkan sert kelimelerle amcığını içine çektiği anın tadını çıkardı. İnatçı, arzulu bir folloş gibi tırnaklarını sırtına geçirip onu daha da çıldırttı. Derin nefesler alırken adamın köklüğünü boğazında hissediyor, sesinin kısıldığını duyuyordu.
İlk dokunuşlar sertti; inatçı ve açgözlüydü Tina. Her hareketiyle amcığına hakim olmaya çalışan o küçük vücut, bir anda üzerine atıldı ve diz çökerek onu iyice kavradı. Amcığın her dalmasıyla birlikte bacaklarını gergin tuttu, yüksek sesle inilti çıkararak sakso işini alabildiğine zorlaştırıyordu. Hem canını yakan hem de zevk veren hareketlerle adamının sinirlerini gerdi. Ağzından çıkan orospu lafıyla birlikte sertleşen yarak devamlı amcığının içinde kayıp çıkıyordu.
Sonra yer değiştiler; şimdi o minik beden üstteydi ve adamın devasa kökünü kendine çekmenin hazzını yaşarken derin nefeslerini kesiyordu. Amcığını batırmak için sabırsızlanıyor, sikişi ilerletirken titreyen kalçasıyla ona meydan okuyordu. Sert dayamalarla çatısına vurdukça Tina’nın amcığı dualar ediyordu artık dur diye ama o hız kesmiyordu. Her dakika daha fazla içine sokuyor, hem ısırıyor hem de inlemesini sağlıyordu.
Sonunda her şey doruğa ulaştı; amcık kalınca gövdesiyle bir araya gelip delice köklenirken içinden haykırdı: “Sikti beni!” diye… Yarağının dibine kadar soktuğu minik Tina’nın amcığına bağımlı olmuştu artık ve son damlasını boşaltırken o acılı haz birleşimi yüzünden ikisi de delirmiş gibiydiler. Vücudu terler içinde kıvranırken amcıktan gelen tatlı inlemeler ortamı zehirledi; burada bırakılabilecek tek iz, unutulmaz bir sikiş sarhoşluğuydu.
